![]() |
|||
![]() |
|||
Su yaşamdır
Su yaşamın kendisidir. Bilinen en basitinden en gelişmişine kadar bütün yaşam biçimlerinin vazgeçilmez öğesini su oluşturmaktadır. Yeryüzünün % 75’ini denizler oluşturmaktadır. Karasal alanlarda biyolojik zenginliğin en çok bulunduğu yerler suyun bolca bulunduğu yerlerden gelişmiştir. Bir damla kadar küçük deniz, göl veya ırmak suyunda mikroskopik olarak yüzlerce değişik canlı türüne rastlamak olanaklıdır. Su yaşamın kaynağı olmakla birlikte bazende felaketlerin başlangıcı olmaktadır. Tsunamiler, seller, kirli sulardan kaynaklanan kolera, tifo gibi çeşitli infeksiyon hastalıkları insanlık için tarih boyunca tehlikeli olmuştur.
Toplam vücut ağırlığımızın %55-65 kadarını su oluşturur. Bu oran yaşa ve cinsiyete göre değişmektedir. Yeni doğanlarda ve okul öncesi çocuklarda bu oran %70-75 e kadar çıkmaktadır. Vücudumuzun en küçük yapı taşı olan hücre aslında su dolu bir keseye benzemektedir. İçi ve çevresi suyla kaplıdır. Hücreler kendi aralarında alışverişi ve dış ortamlarla ilişkilerini su aracılığı ile yaparlar. Toplam vücud suyumuzun 2/3 ünü hücre içi suyunu, 1/3 ünü ise hücreler arasındaki su oluşturmaktadır. Hücre dışının bir kısmını da damarlardaki sıvı oluşturmaktadır.
Susuzluğa 3 günden fazla dayanmamız çok zordur. Çünkü suyu vücudumuzda uzunca bir süre tutamayız. Aşırı sıcak bir yaz ayında bu daha da zorlaşır. Vücud suyunun kaybı ile birlikte toplam vücud ağırlığın yaklaşık %15-20’ inin kaybı ciddi ölümcül sonuçlara neden olabilmektedir. Kilo verme programlarında özellikle hızlı kilo verme dönemlerinde alınan günlük su miktarı artırılmalıdır. Aşırı terleyerek, sauna ve hamamlara giderek vücud ağırlığını düşürmek sadece vücudun suyunu düşürmektir. Tehlikeli bazen de öldürücü olabilir. Kilo vermek vücudun yağ kitlesinde kaybı sağlamaktır. Metabolizma işlevleri için su ihtiyacı artacağı için tüketeceğimiz sıvı miktarıda artmalıdır
Vücudumuza alınan besinlerin sindirim sisiteminde taşınması, sindirilmesi, hücrelere kadar küçük besin öğelerinin iletilmesi su aracılığıyla gerçekleşmektedir. Besinlerin hücrelerde enerjiye dönüşmesinde ve oluşan artık maddelerin hücre dışına alınıp akciğerler, böbrekler ve dışkı ile dış ortama atılmasında suya ihtiyacımız vardır. Yeterince su alınmadığı zamanlar atık maddeler böbrekler olmak üzere bir çok organa verebilmektedir. Vücudumuzun ısı dengesinin sağlanmasında suyun varlığı önemlidir. Vücutta oluşan ısı fazlalığı terleme yoluyla normal düzeyde tutulmaya çalışılır. 1 litrelik ter ile yaklaşık olarak 600 kalorilik bir ısı kaybı sağlanır.Yaşamsal vücud tuzlarının taşınması ve diğer bir çok önemli öğenin büyük bir kısmı vücud suyunun içerisinde yer almaktadır. Vücud suyu bir çözeltiye benzemekte olup yaşamsal biyokimyasal tepkimeler bu çözelti içerisinde gerçekleşmektedir.
Ortalama bir yetişkin insan kullandığı günlük suyun önemli bir kısmını içtiği su ve aldığı diğer sıvılarla almakla birlikte gıdaların içinde de bir miktar su almaktadır. Vücud belirli bir miktar suyuda besinlerin sindirimi sırasında kendisi üretmektedir. Alınan ve üretilen suyun hemen hemen hepsi idrar, ter, dışkı ve nefes vermekle tekrar dış ortama verilerek alınan ve atılan su arasında bir denge oluşur. Bu dengeye su dengesi denmektedir. Ortalama bir yetişkinde bu denge 2400-2500 mililitre cıvarındadır. Yetişkin bir insan içeceklerle 1000 ml kadar ve yiyeceklerle 1200 ml kadar su alır. Besinlerin vücudda metabolize edilmesi ile su oluşmaktadır. Yaklaşık olarak besinlerle aldığımız 1 gram karbonhidrattan 0.6 gram su, 1 gram protein 0.4 gram su ve 1 gram yağdan ise 1 gram kadar su oluşur. Ortalama birgünlük toplam diyetten yaklaşık olarak 250-300 gram kadar su sağlanmaktadır. Beslenme ile aldığımız her bir kalori için ortalama 1 gram su almamız gereklidir. Bu yenidoğanlarda 1.5 gram kadardır. Günlük olarak idrarla 1500 ml, barsaklarla 200-250 ml, akciğerlerle ise 300 ml kadar su kaybederiz. Aşırı sıcak havalarda, yoğun egzersiz gerektiren uğraşılarda ve ateşli hastalıklarda deri yoluyla su kaybı artar. Sıcak havalarda vücudun kurumasını önlemek için sıvı alımını artırmak, aşırı alkol, protein ve yağ içeriği zengin bir beslenmeden kaçınmak gereklidir. Soğuk kuru hava fiziksel uğraşı ile akciğerle olan su kaybı artar. Beslenme ile olması gerekenden daha fazla proteinin ve tuzun alınması idrar yoluyla olan su kaybını artırmaktadır. Karbonhidrattan zengin beslenme ile su ihtiyacı azalmaktadır. Böbrek yetmezliğinde su tutulumu artar. İshallerde ise su kaybı artar.
Normal koşularda günlük 2500 ml kadar dışarıdan alınan ve metabolik olarak üretilen su miktarı denge için yeterlidir. Vücud suyunun azalması ile kanın elektrolit/tuz yoğunluğunu artar. Yoğunluğun % 1 gibi küçük bir oranda artması beynimizdeki susama merkezinde susuzluk duygusunu geliştirir. Çok hızlı sıvı ve tuz kaybının olduğu bazı ağır ishallerde susama hissi sağlanamayabilir. Vücud suyunun % 3 kaybında kan hacmi ve fiziksel performans düşer, % 8 kayıp ile baş dönmesi, yorgunluk, soluma güçlüğü, % 10’ luk kayıp ile kas spazmı, aşırı yorgunluk, dolaşım ve börek yetmezliği gözlenir. Su kaybı özellikle küçük çocuklarda ve yaşlılarda ciddi hatta ölümcül sonuçlara neden olabilir. % 20’lik sıvı kaybı ölümcüldür. Böyle bir durumda tuz ve şeker içeren sıvı verilmesi gereklidir. Aşırı su içmekte bazı sıkıntılara yolaçabilir. Özellikle böbrek yetmezliği, kalp yetmezliği varsa kan basıncı yükselebilir. Nefes almada güçlük ve kalbin pompalama gücünde sıkıntı doğabilir.
Sağlıklı olmak için temiz su bulmak da önemlidir. Suların iyi klorlanması, temizliğinden kuşku duyulan suların kaynatılması önemlidir. Suyun mineral içeriğide sağlık açısından önemlidir. Diş, kemik gelişimi başta olmak üzere sudaki mineral içeriği önemlidir.